|
Anakaralar'da insanlık tarihi çok eski ve çok köklü temeller üstüne kurulmuştur. Bunu bize arkeolojik kazılar ve yazılı tarih söyler.
Bu topraklarda o kadar mühim insanlar yaşamıştır ki, bunu destekleyen o kadar mühim kalıntılar vardır ki, dudak uçuklamasından daha büyük tesirler bırakır insan üzerinde.
Örneğin; İstanbul, Halkalı'da bulunan yarımburgaz mağarasın da İ.Ö 5. yüzyıla ait olduğu tahmin edilen, kırmızı toprak boya ile yapılan iki ''gemi'' tasviri olduğunu biliyormuydunuz? İsa'dan 500 sene evvel..
Veya İ.Ö 2000'li yıllarda Anadolu'ya göç eden Hitit'lerden haberiniz var mı? Peki Mısırlılarla İ.Ö 1269 yılında dünyada ki ilk yazılı antlaşmayı imzaladıklarını biliyor muydunuz?
Ve İ.Ö 6. yüzyıla kadar anadoluda hüküm süren ve dünya da ilk parayı basan uygarlık ünvanını elinde bulunduran Lidyalıları biliyor olmanız gerekiyor..
Bu topraklarda hüküm süren diğer uygarlıkları saymaya kalkarsak birden fazla kitap için konu oluşturur.
Türkler İ.S 1071 tarihinde Anadolu'ya geldiklerinde bu topraklar binlerce yıldır zaten insan ve onun eserleriyle yoğrulmuştu.. Gelenler kendileriyle beraber daha bir çok yeniliği ve farklılığı da beraberinde getirdiler. Ve bu coğrafya öyle köklü bir kültürün merkezi oldu ki; buna kültürler mozaiği demek hafif kalıyor bazen..
İnsan ve kullandığı aletler geliştikçe ihtiyaçları da değişmeye başladı. Egemenlik ve sömürü kaygısı silahlanmayı bu da savaşları getirdi. Savaşan toplumlar ilerleme anlamında diğerlerinin gerisine düşmeye başladılar. çünkü; bütün enerjilerini savaşa harcamak durumundaydılar.
Özellikle 19 yüzyılın ikinci yarısından sonra gelişme artık zamanla yarışır kadar hızlı olmaya başladı. Yani zamanını ve enerjini gelişmeye harcamazsan atı alan üsküdar'ı mekiği alan fizan'ı geçiyordu.
Fakat ne enteresan ''rastlantıdır ki'' hemen hemen bu dönem de ve ertesinde dünya'daki hatırı sayılır büyük savaşlar başlar ve Afrika'nın ücra köşeleri hariç modern toplumlar diye atfettiğimiz bütün devletler savaşa kıyısından köşesinden bulaşırlar.
Biz kıyısından köşesinden değil merkezinden geçeriz bu zorlu sürecin. Bir devlet tarih olur, bir yenisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti insanlık tarihin de alır yerini...
Cumhuriyet ile yönetilen bu yeni devlet, tek partili yönetimi 24 yıl devam ettirdi. Daha sonra çok partili 2. seçimi ezici bir üstünlükle yeni kurulan partilerden biri kazandı. Fakat 10 yıl sonra askeri darbe oldu ve bu parti iktidardan indirildi. Yaklaşık 1 yıl sonra partinin genel başkanı ve devrik başbakan idam edildi. Daha sonra yine seçim ve seçilen hükümetler fakat birincisinden 10 yıl sonra askeri muhtıra. ve bundan 10 yıl sonra 12 eylül 1980 askeri darbesi... bundan 17 yıl sonra 28 şubat 1997 post-modern askeri müdahale...
3 kasım 2002 adalet ve kalkınma partisi (akp) genel seçimlerden galip çıkar..
2007 seçimi akp yeniden iktidar..
2011 seçimi akp tekrar iktidar..
2011 İstanbul Belediye ve özel halk otobüsünde kullanılan tek geçişli elektronik bilet 3 TL.
Aslında bilet fiyatı 1.75 TL. Fakat bu fiyata bilet yok!!!
Muhalefet sessiz...
2011 Türkiye açlık sınırı 878 TL.
Asgari ücret brüt 837 TL. asgari ücret net 658.95 TL! yani açlık sınırının altında.
Muhalefet sessiz...
İktidar Somali'de yaşanan kuraklığı ve açlığı göstererek onlar açken tok yatma diyor. Başbakan olay yerini bizzat inceleme sözü veriyor. Ve uçağa atlayıp kendi ülkesinde ki açlara el sallayarak Somali ye uçuyor.
Muhalefet nihayet konuşuyor !!!
-Bende Somali'ye gideceğim.... (bknz. chp yazılı açıklama; 30 ağustos 2011'de genel başkanımız somali'ye uçuyor.)
yuh yuh yuh!!!
Şimdi gelelim yazının en başına...
İ.Ö 5 yüzyılda mağarasının duvarına kırmızı toprak kullanarak GEMİ tasviri çizen adam ve sülalesi toptan öldüler ve tarihten silindiler.
Dünyada ticaretin gelişmesine en büyük katkıyı sunan lidyalı'nın da sonu sanırım birinci örnekteki adam gibi olmuştur.
Akşemsettin'den geriye hiç kimse kalmamıştır herhalde.
Hazerfen Ahmet Çelebi bir masal kahramanı olmalı.
Başka türlü olmasına imkan yok..
Çünkü; bu topraklar, tarihte hiç bir zaman bu kadar vasıfsızı bir arada barındırmadı...
|